body { dini-hikayeler - GERİ DÖNDÜM:) - Blogcu



GERİ DÖNDÜM:)

  • 7/1/2007 - BiR ÇiÇEĞİN DUASI
  • Kategori: dini-hikayeler

    BiR ÇiÇEĞİN DUASI



    Ey bütün çiçeklerin,bütün bitkilerin,yerin göklerin,ve alemlerin rabbi...
    Ben senin yaratığın tohumlardan cansız bir tohumdum bir zamanlar,
    Sen bana can verdin.
    Dualarımı kabul ettin,beni bir çiçek yaptın.
    Bana kendi dilediğin gibi bir şekil verdin,renklerle,desenlerle,süsledin
    yüzümü,
    Bana bir koku sürdün,koklayanı mest eden
    Güzellerden bir güzel yaptın görenlere gösterdin,
    Senin verdiğin cazibeyle kuşları böcekleri çağırdım kucağıma....
    Dayanamadılar koştular...
    Onlara senin rahmet çeşmelerinden şerbetler sundum,
    Senin izninle
    Birbirimize güldük,birbirimize sarıldık,el ele kucak kucağa sana
    şükrettik,seni zikr ettik günler boyunca nice kuşlar nice böceklerle tanıştım
    böylece...
    Hepsiyle mutlu beraberliklerim oldu.
    Nihayet kulun gördü,
    Yanımdan geçti birgün...
    Beni bir görmiyordu,beni fark etti,durdu,geri döndü,eğildi
    Yüzüme baktı uzun uzun önce gözleriyle,sonra elleriyle okşadı kokladı
    kokladı...
    ''Ne güzel yaratılmış! '' dedi sesizce.
    işte o an niçin var olduğumu anladım.
    Melekler sardı etrafımı ansızın,
    imrenerek seyrettiler olup biteni...
    Görmediği Rabbine görmüş gibi inan bir insann yücelişini gördüler.
    Ve her şeyi en ince ayrıntısıyla kaydettiler...
    Çekilen resimlerde ben de vardm...
    Ey dualar cevap veren Rabbim,
    Ben cansız bir tohumdum...
    Dualarım kabul ettin güzel bir çiçek oldum.
    Senin kudretinle canlandım,
    Senin sanatınla süslendim,
    Senin lütfunla güldüm...
    Şimdi bir duam daha kaldı mahşere sakladım;
    ' ' BEN GÖREN GÖZLERİ ATEŞTE YAKMA,YA RABB ! ' '

    Yorum ( 8 ) :: Yorum yaz! :: Ba?lant?

  • 7/1/2007 - Rabbin sana ne darıldı ne de seni bıraktı..
  • Kategori: dini-hikayeler

    Diyelim başınıza istemediğiniz bir olay geldi.
    Yıkık, perişansınız. Kimse ile görüşmek istemiyorsunuz. Çoğunluk size küsmüş gibi. Yalnızsınız.

    Herkes benden uzak, herkes bana kırgın
    düşüncesi içinde çöküntü yaşıyorsunuz.
    Yalnızlığınızın karanlık mağarasına şu ayet bir güneş gibi doğuyor:
    "Rabbin
    sana ne darıldı, ne de
    seni bıraktı"(Duha-3)
    Kim
    kırılırsa kırılsın, kim darılırsa darılsın, kim terk ederse etsin.
    Rabbim terk etmiyor, kırılmıyor ya,
    ne gam! .. Bu ne büyük ferahlık değil
    mi? ..
    .........
    Başınızda ağır bir dert var. Sanki hiç
    bitmeyecek gibi geliyor. Sanki bu
    sorun hayatınızın sonunu hazırlıyor gibi. İşte o an ayet yetişiyor
    imdada:
    "Demek ki, zorluğun
    yanında bir kolaylık mutlaka var! Zorluğun yanında bir
    kolaylık muhakkak var! " (İnşirah-5/6)
    Garantiyi veren Allah! .. Hem de ne
    garanti, her zorlukla beraber bir de kolaylık geleceği
    "mutlaka" ifadesi ile
    pekiştirilip ikna olalım diye iki kere tekrarlanıyor.
    Ayet; kolaylığın zorluk içinde saklı olduğunu,
    çözümün sorunda gizli
    olduğunu da
    fısıldıyor. Bu manayı duymuş olan Niyazi Mısri(k.s) şöyle demiş:
    "Derman aradım derdime, derdim bana derman
    imiş"
    .........
    Maddi sıkıntınız hat
    safhada. Yoksul düştüğünüzü hissediyorsunuz. İflas
    ettiniz..
    Sıfırı tükettiniz yani. Nasıl ayağa kalkarım düşüncesi içinde
    boğulurken
    ayet size yeni bir ümit
    veriyor: "Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah
    dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz
    Allah hakkıyla bilendir, hüküm
    ve
    hikmet sahibidir." (Tevbe-28 )
    .........
    Bir yakınınız ölümcül
    hastalıkla yatağa düştü. Doktorlar fazlaca ümit
    vermiyorlar.
    Çoğu kere Onu nasıl teselli edeceğinizi dahi bilemiyorsunuz. Gerçek
    ortada
    iken moral vermeye çalışmak
    sanki sahte davranmak gibi geliyor size. Ciddi
    bir delil olmalı ki hastanıza siz de inanarak
    moral verebilesiniz. Eyyub
    Nebi var
    Kur'an'da...
    Hastalıkların, dertlerin en ağırına müptela olmuş ama sıhhate
    kavuşmuş. Onun
    hali size dayanak
    oluyor: Kulumuz Eyyub u da an, o zaman Rabbine şöyle nida
    etmişti: "Bak bana, meşekkat ve acı ile
    şeytan dokundu! Ve ona, bütün
    ailesini ve beraberlerinde bir misli daha tarafımızdan bir rahmet
    olarak
    bahşettik ki, temiz akıllılar
    için bir ibret olsun. (Sa'd-41/43)
    .........

    Ama yine de bazı şeyleri yediremiyorsunuz kendinize. Bir
    tutamak arıyorsunuz. Ayet el veriyor
    size: "Olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa o, hakkınızda
    hayırlıdır. Olur ki, siz bir şeyi
    seversiniz; ama o, sizin hakkınızda bir fenalıktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara-216)
    ......... Rabbimiz Allah, Rasülümüz Muhammed(s.a.v) ,
    Kitabımız Kur'an, Yolumuz Sırat-ı Müstakim! .. Bizden bahtiyarı yok dünyada! .. Her ne olursa
    olsun, ne yaşanırsa yaşansın zafer ve
    başarı bizim. Bunu da kafadan söylemiyoruz, Kur'an konuşuyor:Vel
    Akıbetü lil Müttakin(Kasas-83):Akıbet(hayırlı son, güzel sonuç) Müttakiler (takvayı kuşananlar,
    korunanlar, inanca sarılanlar)
    içindir! ..

    Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Ba?lant?

  • 16/8/2006 - MÜSLÜMAN ÇOCUĞUNA BAZI DİNİ SUALLER
  • Kategori: dini-hikayeler

     MÜSLÜMAN ÇOCUĞUNA BAZI DİNİ SUALLER
    S-1) Allah kaçtır?
    C-1) Allah birdir.
    S-2) Bir olduğuna delilin nedir?
    C-2) İhlas suresinin ilk ayet-i kerimesidir.
    S-3) Bunun manası nedir?
    C-3) "De ki: O Allah'tır, bir tektir.
    S-4) Allah'ın varlığına akli delilin nedir?
    C-4) Bu alemin varlığı ve alemdeki nizam ve iltizamın devamıdır.
    S-5) Sen Müslümanmısın?
    C-5) Elhamdülillah Müslümanım.
    S-6) Müslüman demenin manası nedir?
    C-6) Allah'ı bir bilmek. Kur'an-ı Kerim'i ve Hz. Muhammed Efendimizi (sav) tasdik etmektir.
    S-7) Ne zamandan beri Müslümansın?
    C-7) "Galû Bela" zamanından beri Müslümanım.
    S-8) "Galû Bela" zamanı neye derler?
    C-8) Cenab-ı Hak ruhlarımızı yarattığı zaman bunlara hitaben "Elestü birabbiküm" yani (Ben sizin Rabbiniz Değilmiyim) diye sordu. Onlarda "Belâ" (Evet Rabbimizsin) dediler. O zamandan beri Müslümanım, demektir.
    S-9) Rabbin kimdir?
    C-9) Rabbim Allah'tır.
    S-10) Seni kim yarattı?
    C-10) ALLAH (cc) yarattı.
    S-11) Sen kimin kulusun?
    C-11) Allah'ın kuluyum.
    S-12) Hangi dindensin?
    C-12) İslâm dinindenim.
    S-13) Kitabımızın adı nedir?
    C-13) Kur'an-ı Kerim'dir.
    S-14) Kıblen neresidir?
    C-14) Kâbe-i Muazzama'dır.
    S-15) Kimin zürriyetindensin?
    C-15) Hz. Adem Aleyhisselam'ın zürriyetindenim.
    S-16) Kimin milletindensin?
    C-16) Hz. İbrahim Aleyhisselam'ın milletindenim.
    S-17) Kimin ümmetindensin?
    C-17) Hz.Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ümmetindenim.
    S-18) Peygamberimiz kaç yılında nerede doğmuştur?
    C-18) Rebiülevvel ayının onikisi pazartesi günü 571 tarihinde, Mekke'de doğmuştur.
    S-19) Peygamberimizin kaç adı vardır?
    C-19) Güzel isimleri çoktur. Fakat dördünü bilmek lazımdır ve şunlardır: Muhammed, Mustafa, Ahmed, Mahmud (a.s.)
    S-20) Peygamberimizin en çok kullanılan ismi nedir?
    C-20) Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.)
    S-21) Peygamberimizin babasının adı nedir?
    C-21) Abdullah'tır.
    S-22) Annesinin adı nedir?
    C-22) Amine'dir.
    S-23) Süt annesinin adı nedir?
    C-23) Halîme Hâtun'dur.
    S-24) Peygamberimizin ilk eşinin adı nedir?
    C-24) Hz. Hatice'dir.
    S-25) Peygamberimizn Hz. Hatice'de kaç çocuğu olmuştur ve isimleri nedir?
    C-25) (Erkekler) Abdullah - Kâsım (Kızlar) Zeynep - Rukiye - Ümmü Gülsüm - Fatma'dır.
    S-26) Peygamberimiz kaç yılında ve kaç yaşında Peygamber olmuştur?
    C-26) 610 yılında peygamber olmuştur. Peygamberimiz 40 yaşında iken peygamber olmuştur.
    S-27) Peygamberimiz Mekke'den Medine'ye kaç tarihinde hicret etmiştir?
    C-27) 622 tarihinde hicret etmiştir. Hicret biz Müslümanlarca tarih başlangıcıdır.
    S-28) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kaç tarihinde vefat etmiştir?
    C-28) Rebiülevvel ayının onikisinde 632 tarihinde vefat etti.
    S-29) İlk insan ve ilk peygamber kimdir?
    C-29) İlk insan ve ilk peygamber Hz. Adem (a.s.)'dır.
    S-30) Allah tarafından mahlûkata gönderilen Peygamberlerin sayısı kaçtır?
    C-30) Peygamberimizden yapılan bir rivayete göre yüz yirmi dört bin, diğer bir rivayete göre, iki yüz yirmi dört bindir.
    S-31) Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen Peygamberlerin sayısı kaçtır. İsimlerini söylermisiniz?
    C-31) 25'tir. Sayarım: Adem, İdris, Nuh, Hûd, Salih, İshak, İbrahim, İsmail, Şua'yb, Lût, Yakûp, Yusuf, Musa, Harun, Davûd, Süleyman, Eyyüb, Zul'kifl, İlyas, Elyasa, Zekeriyya, Yunus, Yahya, İsa ve Muhammed Aleyhisselam'dır. Uzeyir, Lokman ve Zül'karneyn'in  isimleri de Kur'an'ı Kerîm'de geçmektedir. Bu kimselerin peygamber mi, yoksa Veli mi olduğunda ihtilaf vardır. Bunlar da peygamber kabul edilirse Kur'an'ı Kerîm'de ismi geçen peygamberler 28 olur.

    S-32) Dört büyük kitap hangileridir ve hangi Peygamberlere inmiştir?
    C-32) -Tevrat; Musa Aleyhisselam'a, - Zebur; Davud Aleyhisselam'a, -İncil; İsa Aleyhisselam'a, -Kur'an-ı Kerim; Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) inmiştir.
    S-33) Suhuf ne demektir? Kaç tanedir ve hangi peygamberlere verilmiştir?
    C-33) Cenab-ı Hakk'ın, dört kitabtan başka Cebrail (a.s) vasıtasıyla bazı peygamberlere yolladığı emirlere suhuf denir ki, yüz tanedir.
    Adem (a.s.) 10, Şit (a.s.) 50, İdris (a.s.) 30, İbrahim (a.s.) 10 suhuf verilmiştir.
    S-34) İlk inen sûre hangisidir?
    C-34) Alak sûresi ilk 5 ayetidir.
    S-35) İlk Müslümanlar kimlerdir?
    C-35) Hz. Hatice, Hz. Ali, Hz. Zeyd Bin Hârise, Hz. Ebu Bekir
    S-36) Mezhep kaçtır ve nelerdir?
    C-36) İkidir; itikadde mezhep, amelde mezhep.
    S-37) İtikadde mezhep imamları kimlerdir?
    C-37) İmam Ebû Muhammed Mâturidî ve İmam Ebû'l-Hasenîl-Eş'âri Hazretleridir.
    S-38) Amelde mezhep kaçtır ve nelerdir?
    C-38) Dörttür; Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli mezhepleridir.
    S-39) İtitadde mezhebin nedir?
    C-39) Ehl-i Sünnet vel Cemaat mezhebidir.
    S-40) Amelde mezhebin nedir?
    C-40) Hanefî mezhebidir.
    S-41) Bizim itikatta mezhebimizin imamı kimdir?
    C-41) İmam Ebû Mensur Muhammed Mâturidî Hazretleridir.
    S-42) Bizim amelde mezhebimizin imamı kimdir?
    C-42) Bizim mezhebimizin kurucusu İmam-ı Azam Ebu Hanife'dir.
    S-43) İbadetle taatle ihya etmeye bilhassa kıymet verdiğimiz gecelere ne denir?
    C-43) Kandil denir.
    S-44) Kaç tane kandil vardır?
    C-44) Beş tane kandil vardır: 1- Kadir Gecesi, 2- Mevlid Kandili, 3- Regaib Kandili, 4- Mi'raç Kandili, 5- Beraet Kandili
    S-45) Otuz iki farzı sayar mısınız?
    C-45) Sayarım: 6 İmanın şartı, 5 İslam'ın şartı, 12 Namazın farzı, 4 Abdestin farzı, 3 Guslün farzı, 2 Teyemmümün farzı, cem'an 32 eder.
    S-46) İmanın şartı nelerdir?
    C-46) Allah'ın varlığına, birliğine, Meleklerine, Peygamberlerine, Ahiret Gününe, Kadere, hayır ve şerrin yaratıcısının Allah olduğuna inanmaktır.
    S-47) İslamın şartı nelerdir?
    C-47) Beştir: 1- Kelime-i Şehadet getirmek, 2- Oruç tutmak, 3- Namaz kılmak, 4- Zekat vermek, 5- Hacca gitmek.
    S-48) Abdestin farzı kaçtır?
    C-48) Dörttür: 1-  Yüzünü tüy bitiminden kulak yumuşağından, çene altına kadar yıkamak, 2- Kolları dirseklerle beraber yıkamak, 3- Başın dörtte birini mesh etmek, 4- Ayakları topuklarıyla beraber yıkamak.
    S-49) Guslün farzı kaçtır?
    C-49) Üçtür: 1- Bol su ile ağzı yıkamak, 2- Bol su ile burnu yıkamak, 3- Hiç kuru yer kalmamak şartı ile bütün vücudu yıkamak.
    S-50) Teyemmümün farzı kaçtır?
    C-50) İkidir: 1- Niyet. Teyemmüme niyet etmek, 2- Ellerini iki defa toprağa vurup birincide yüzünü, ikincide kollarını mesh etmek, silmek.
    S-51) Namazın farzı kaçtır?
    C-51) Altısı içinde, altısı dışında olmak üzere 12'dir.
    S-52) Dışındakiler nelerdir?
    C-52) Hadesten taharet, Necasetten taharet, Setr-i avret, İstikbali kıble, Vakit, Niyet.
    S-53) İçindekiler nelerdir?
    C-53) İftitah tekbiri, Kıyam, Kıraât, Rukû, Sücûd, Kâde-i ahirede teşehhüd miktarı oturmak.
    S-54) Bir günde kaç vakit namaz kılınır?
    C-54) Sabah, öğle, ikindi, akşam, yatsı olmak üzere beş vakit namaz kılınır.
    S-55) Bu vakitler kaç rek'attır?
    C-55)- Sabaha namazı 4 rekattır; ikisi sünnet, ikisi farz. Önce sünnet kılınır, sonra farz kılınır.
            - Öğle namazı 10 rekattır; dördü sünnet, dördü farz, ikisi son sünnet. Önce ilk sünnet kılınır, sonra farz, daha sonra son sünnet kılınır.
            - İkindi namazı 8 rekattır; dördü sünnet, dördü farz. Önce sünnet kılınır, sonra farz kılınır.
            - Akşam namazı 5 rekattır; Üçü farz, ikisi sünnet. Önce farz, sonra sünnet kılınır.
            - Yatsı namazı 13 rekattır; dördü ilk sünnet, dördü farz, ikisi son sünnet, üçü vitir vaciptir. Önce ilk sünnet, sonra farz, sonra son sünnet, en sonra da vitir vacip kılınır. Cem'an günde 40 rek'at namaz kılınır.

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Ba?lant?

  • 11/8/2006 - YUSUF’UN HİKAYESİ
  • Kategori: dini-hikayeler

    YUSUF’UN HİKAYESİ

    Kanallarında kuğuların, martıların ve ördeklerin gezindiği, güvercinlerin bu gezintiye kıyılardan eslik ettiği, yemyeşil meralarında mübarek hayvanların tesbih ederek dolaştıkları bir köy kadar şirin küçük bir ülke olan Hollanda'da Müslüman olmuş bir Hollandalı ile tanıştık.
    Yeşil gözleri, beyaz teni ve kumral saçlarıyla tipik bir Hollandalıyı, pırıl pırıl bir çehreyle görmek pek alışılmış bir şey değildir. Bir arkadasın evindeki sohbette karsılaştığımız bu "milyonda bir" talihliyle konuşmaya başladık:
    - İsminiz?
    - Yusuf.
    - Maşaallah... Peki, niçin bu ismi tercih ettiniz?
    - Yusuf Aleyhisselâm'ı kuyuya atmışlar. Annem babam da beni 15 yaşımda sokağa attı.
    Bir anne ve babanın hayatlarını daha iyi yasamak için evlatlarına tekmeyi yapıştırmalarını biz istesek de anlayamayız. Ama o böyle şeylerle çok karsılaştığını ima edercesine, dudağında acı bir tebessüm, bir tekme işareti yaparak anlatıyordu nasıl evden atıldığını.
    - Peki ya sonra?
    - Sonra ben çok kötü islere girdim, hapishaneye düştüm. Allah'a dua ediyordum, "Allah'ım ne olur kurtar beni, hangi din güzelse onu seçtir bana" diye. Havasının soğuk, binalarının soğuk, insanlarının soğuk olduğu bu ülkede böyle bir manzarayla karsılaşmak, sarp yamaçlarda tek tük biten çiçeklerle karsılaşmak kadar hayret vericiydi. Hapisten çıktıktan sonra dinleri araştırmaya başladım. Bir gün Müslümanlar'ın daveti üzerine gittiğim bir sohbette masanın üzerinde Kur'ân'i gördüm. Kur'an âdetâ konuşuyor, "Oku, oku beni" diyor, bir mıknatıs gibi beni kendisine çekiyordu. Daha sonra aldığım Kur'ân meâlini okudukça gözüm gönlüm açıldı ve hidayet bana nasip oldu.
    Yusuf Müslüman olduktan sonra İslâm'ı yasamak için çok gayret sarf etmiş; fakat maalesef etrafındaki eski kötü arkadaşları onun peşini bırakmamışlar. Yalnız kalan Yusuf eski günahlara meyleder gibi olmuş. İçine tekrar düştüğü zulmetlerden nasıl bir ikazla çıkarıldığını Yusuf söyle anlattı:
    - Tekrar günah islemeye başladığım zaman kendimi ateşin içine düşmüş gibi hissettim. Sanki vücudum yanıyordu. Garip şeyler duymaya başlamıştım: "Inneke fî zulümât" (Sen karanlıklardasın) sesi kulaklarım-da yankılanıyordu. Ne zaman gözüm harama kaysa "Innallahe semîan basîra" (Allah herşeyi işiten ve görendir.) sesini duyuyordum.
    Bundan sonra Yusuf bu çevreyi terk etmesi gerektiğine karar verir.
    Bu arada bir gün, terasa bıraktığı motosikletinin üzerine komşusunun çocuğu çıkar, çocuk düşer ve ayağını incitir. Yusuf ise evde her şeyden habersiz, yeni sünnet olmuş, Yalnız basına kalmaktadır:
    - Birden yine bir ses işittim: "Yusuf, kalk Allah'a dua et, seni öldürmeye geliyorlar." Ben de dua ettim: "Allah'ım, su su arkadaşları benim evime gönder" dedim.
    Psikolojik rahatsızlıkları olan komşusu, birkaç kişiyi yanına alıp elinde bir zincirle kapıya dayanmış. Tam o sırada isim isim saydığı o arkadaşları gelmiş, kendisini kurtarmışlar.
    Yusuf, hayatinin düzene girmesi için Müslüman birisiyle evlenmesi gerektiğini düşünmüş. O sıralarda evliliğiyle alâkalı üç rüya görmüş. Birincisinde bir arkadaşıyla birlikte uçakla Türkiye'ye gidiyorlar. İkincisinde hanımının evini, kendisini ve isminin Fatma veya Fadime olduğunu, üçüncüsünde ise hanımıyla babası arasında bir tartışmayı görüyor.
    Aradan bir müddet geçtikten sonra bir Türk arkadaşı, evlilik hususunda kendisine yardımcı olmak istediğini söylüyor ve birlikte uçakla Türkiye'ye gidiyorlar. Konya'da birkaç kişiyle görüşüyor, fakat Yusuf rüyasındaki evi ve hanımını bulamıyor. Daha sonra bir köyden bir ailenin kızıyla görüştürmeye karar veriyorlar. Yusuf arabayla köye geliyor ve daha arabadan inmeden kızın ismini soruyor. Fatma olduğunu, bazen de Fadime diye hitap ettiklerini öğrenince sevincinden "Allahu Ekber!" deyip sıçrıyor.
    Evde, müstakbel gelinin ikram ettiği kahveyi içerken çok utandığını, buram buram terlediğini söyledi. Eski hayatini düşününce, onu değiştiren dinamiklerin ne kadar sağlam olduğunu bir kez daha tasdik ettik.
    Evlilikten sonra gördüğü rüyalardan hanımına da bahsetmiş. Hatta babasıyla aralarında geçen tartışmayı bile cümle cümle nakletmiş. Hanimi da: "Sen nereden biliyorsun bunları" diye şaşkınlığını ifade etmiş. Kaderin garip bir cilvesi olarak kendisi de hep Avrupalı bir Müslüman'la evlenmek için dua edermiş.
    Yusuf basından geçen bir hâdiseyi daha anlattı:
    - Bir gün Almanya'daki bir arkadaşımı çok özledim. Fakat bende adresi yoktu. Yine de Almanya'ya gittim. Bir taksiye bindim ve taksiciye beni herhangi bir camiye götürmesini söyledim. Caminin önünde inip kaldırımda yürürken arkamdan bir ses işittim: "Yusuf, ne arıyorsun burada?" Arkadaşım bana sesleniyordu.
    Bu tür garip hâdiselerden ve daha önceleri duyduğu seslerden oldukça etkilenmiş olmalı ki, bir ara doktoruna bunların sebebini sormuş. Doktor, halüsinasyon deyip geçiştirmiş. Bize de sebebini sordu: "Samimiyet ve ihlas" dedik.
    Samimiyetle çevresine de oldukça tesir etmiş. Bir gün bir Türk arkadaşına: "Sen cuma Müslüman'ısın" demiş. Arkadaşı böyle bir şeyi, sonradan Müslüman olmuş birinden işitince vurulmuşa dönmüş. Aradan çok geçmeden o da beş vakit namaz kılmaya başlamış.
    Bir gece rüyasında şeytanı görmüş, söyle anlattı rüyasını:
    - Elinde süslü süslü yüzükler vardı. İnsanlar sıraya girmiş elini öpüyordu. Ama ben öpmedim.
    Yusuf, dünyanın sûrî ve fânî güzelliklerinin insani tatmin edemeyeceğini idrak etmiş. ?imdi dünyaya değil, Allah'a teslim olmuş kardeşlerini hararetle kucaklıyor.
    Hayatin geçmiş ve gelecek aynaları arasındaki yansımaları kaderî cilveler halinde ruhunda tezahür etmiş. İlkokula giderken Arapça harfleriyle "Allah", "Allah" yazdığını şimdilerde fark ettiğini söyledi.
    Bati dünyasında eski Yusuf gibi, arayış içinde çok insan var. Her gün belki yüzlerce insan İslâm'ı öğrenmek için belli yerlere müracaat ediyor.
    Fakat maalesef, bu yerlerdeki insanların çoğu ya dili veya dini bilmiyor. Yetişmiş insanların açacakları kültür merkezlerinin büyük inkişaflara vesile olacağı çok açık. Almanya'da 8 yaşında bir Alman çocuğu kendi yaslarında bir Türk çocuğunun irşadıyla İslâm'ı benimsemesi ve ağabeylerinin kaldıkları bir ışık eve gidip gelmeye başlaması (o ne anlattı, diğeri ne anladıysa!..), bir İngiliz'in Kocatepe Camii'ni gördükten sonra İslâm'ı hayatına hayat yapması, ABD'de bir Amerikalının kendisine hiçbir şey telkin edilmediği halde şahit olduğu samîmî havayı teneffüs edip muhterem bir zatin önünde Müslüman olduğunu ikrar etmesi ve "Bu yüzde, bu gözlerde yalan yok" diyerek, hıçkıra hıçkıra ağlaması gösteriyor ki, bu kadar gayretle bunlar oluyorsa, himmetlerimiz şahlanınca, Allah kim bilir neler gösterecek?

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Ba?lant?

  • 9/8/2006 - Kul Hakkı
  • Kategori: dini-hikayeler
    Benim anlatacağım hikaye umarım kul hakkıyla geçinmeyi meslek edinmiş birçoklarına ders olur.

    Bundan uzun seneler önce bilemediğimiz bir diyarda çok zengin, zengin olduğu kadar da cömert, iyi kalpli, dini bütün bir ademoğlu yaşarmış. ömrü hep insanlara yardım etmekle ve ibadetle geçmiş.
    Birgün, her canlı gibi oda Hak'kın huzuruna kavuşmuş. kalabalık bir cenaze merasiminden sonra çocukları babalarının kabir azabını merak etmişler. bu kadar iyilik yapan bir insanın kabir azabı herhalde fazlazorlu olmaz demişler ama yinede nasıl öğrenebiliriz derken kardeşlerden birisinin aklına birşey gelmiş.Başlamış anlatmaya - bir adam tutup onu babamın yanına gömelim ve babamızın kabir azabının nasıl olduğunu öğreniriz - demiş.

    Diğerleri bu fikri benimsemişler. Hikaye bu ya bir fakir adamı bulup durumu anlatmışlar. Adamada yüklü miktarda para teklif edip, paraya ihtiyacı olan adamı ikna zor olmamış.

    Neyse adamı ertesi gece babalarının yanına gömüp ertesi sabahı beklemeye başlamışlar

    Sabah olunca hemen mezarın başına koşup, adamı oradan çıkarmışlar.

    Haliyle adam yarı korku yarı delirmiş bir vaziyette mezardan çıkıp başlamış anlatmaya;

    Rahmetlini kabir azabı çok kötü gerçiyor çocuklar demiş. çocuklar şaşırmış. Nasıl olur ömrü boyunca iyilik yapan ve ibadetle geçiren bir kişi böyle bir çileyi çeker demişler . diğer adam cevaplamış:

    Çocuklar babanız bundan uzun seneler önce bir satıcıdan kurbanlık bir öküz almış. adama parasını vermiş ve tam gidecekken, satıcı ağam öküzün yularını geri getirmeyi sakın unutma ha. demiş . Bizim adamda peki getiririm demiş.

    Ama bir süre sonra yuları götürmeyi unutmuş.

    VE inanı çocuklar sabaha kadar daha o yuların hesabını babanız veremedi demiş.

    evet kıssadan hisse meşru ve gayrimeşru hak yiycilerimize duyurulur. umarım bu hikayeyi okuyup ders alırlar . BEN ALDIM
    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Ba?lant?

    Hakk?mda

    Zaman gösterdi ki cennet ucuz değil,Cehennem dahi lüzumsuz değil...

    Ba?lant?lar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Ar?ivi
  • Arkada?lar?m
  • e-posta
  • RSS

    Image Hosting | Video Hosting | Myspace Games

    Kategoriler

    Arkada?lar?m

  • fatihd
  • bahargunesi
  • omerinal
  • hulyama
  • serkankara
  • hizmetnimettir
  • kibarfeyzo
  • teknoalem
  • askerenes
  • komet
  • carlostevez
  • emrestart
  • musabe
  • kitabooku
  • lakersturk

    Reklam

    Google.com da aramak i?in kelimeyi kutucu?a yaz?p "ara" butonuna t?klay?n
    www.sozluktr.com
  • Sayfa: 1 - Toplam: 7
    | Sonraki Sayfa

    ST?L FM

    ?steklerinizi radyostil@hotmail.com 'dan ula?t?rabilirsiniz...

    canahmedim
    teknoalem ?stanbul ??in Hava Durumu